Tarihten Hayranlık Duyacağınız On Hazır Cevap


Bu kıvrak zeka unsuru hazır cevaplar, cevabı veren kişiler için anı kurtaran cevaplar olsa da yıllar boyunca nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar gelmeyi başarmışlardır. 
Cevabı duyan için trajedi, bizler için ise günümüzde komedi olan bu cevaplara gelin birlikte bakalım.

1- Büyük İskender ve Dilenci
Büyük İskender'den bir gün bir dilenci para istemektedir. Aralarında şu diyalog geçer:
-Az bir şey olsa ihsan etmez misiniz?
-Az şey vermek bana layık değildir.
-O halde çok ihsan ediniz.
-O da sana layık değildir.

2- Napolyon ve İspanyol Kral
Napolyon Bonapart bir İspanyol kralı devirmiştir ve kral o eziklik içinde:
-"Siz para için savaşıyorsunuz. Biz en azından onurumuz ve şerefimiz için savaşıyoruz." Der.
- Napoleon'un cevabı ise basit ve çarpıcıdır: "Doğruyu söylüyorsunuz, kimin neye gereksinimi varsa onun için savaşır." Hesaplaşma

3- Dünyanın en ünlü kalp doktoru Michael De Bakey ve Araba Tamircisi

Dünyanın en ünlü kalp doktoru Michael De Bakey’ in arabası bozulmuş, arabasını tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış veDr.Michael De Bakey’ e dönerek;
‘Size bir şey soracağım neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz. Mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin nerede olduğunu anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim, hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım. Söylesenize nasıl oluyor da siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum?’ diye sormuş. Bunun üzerine Dr. Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş; ‘Bunların hepsini motor çalışıyorken yapmayı denesene!’

4- Albert Einstein ve Şoförü
Ünlü fizik profesörü Albert Einstein bir gün arabasıyla bir konferansa gider. Şoförüyle konuşmaktadır ve şoförü:
-Siz hep konferanslarda aynı şeyleri söylüyorsunuz dikkat ettim de; ben bile hepsini ezberledim, sizin yerinize dahi konuşabilirim.
--O halde bu konuşmayı benim yerime sen yap. Nasıl olsa gittiğimiz konferansta beni sima olarak tanımıyorlar.
-Bu konuşmadan sonra şoföre bir cesaret gelir ve Einstein’ın yerine kürsüde konuşma yapar. Einstein da en arka sıraya geçer ve onu dinler. Şoförü, dediği gibi konuşmasını aynen Einstein gibi yapar, virgülünü dahi atlamadan. Sonra dinleyiciler kürsüdeki sahte Einstein'a sorular sormaya başlarlar. Şoför, hepsini bir şekilde cevaplar, Ancak son gelen soruda afallayıp kalır. Sonunda kıvrak zekasını kullanarak:
--Yani, öyle kolay bir soru sordunuz ki bu soruyu benim cevaplamama bile gerek yok; şoförüm dahi bu sualin yanıtı bilebilir. Eliyle Einsten'i işaret eder ve Einstein’da gülümseyerek şoförünün kıvrak zekasını takdir edermişçesine soruyu tüm açıklığıyla cevaplar.

5- Bernard Shaw ile Churchill
Bernard Shaw ile Churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş. Bernard Shaw, bir oyununun ilk gecesine, Churchill’ i davet etmiş ve davetiyeye de bir not iliştirmiş; ‘Size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz. Tabii dostunuz varsa.’ Churchill, hemen cevap göndermiş; ‘Maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. İkinci gece gelebilirim, tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa!’ Hesaplaşma

6- Şeyh Şamil ve Rus Çarı
Tarihimize “Kafkas kartalı” diye geçmiş bulunan Şeyh Şamil yüz binlerce Rus ordularını birkaç arkadaşıyla yıllarca uğraştıran kahramandır. Uzun yıllar sürdürdüğü mücadelesini, esaretinden sonra aynı şekilde devam ettirmiştir. Ruslara esir düştüğünde; yemek esnasında, İmam Şamil’in iştahlı iştahlı yemek yediğini gören Çar’ın:
“Kumandan, bu iştahla beni de yiyeceğinizden korkuyorum” demesi üzerine etrafındakilerin kahkahaya boğuşları uzun sürmemiş Kafkas Kartalı:
“Çar hazretleri kaygılanmayınız. Ben elhamdülillah müslümanım ve domuz eti yemem haramdır.”

7- Fatih Sultan Mehmet ve Dilenci
Fatih Sultan Mehmet, adamları ile gezerken, yanına sokulan dilenciye bir altın vermiş. Dilenci parayı alınca:
-Aman Sultanım, demiş. Koskoca bir padişah, kardeşine bu kadar para verir mi? Fatih Sultan Mehmet, nereden kardeş olduğunu sorunca, dilenci:
-İkimiz de Hazreti Ademin çocukları değil miyiz? demiş. Elbette kardeşiz. Sultan Fatih:
-Bu keşfini sakın başkasına söyleme, diye gülümsemiş. Diğer kardeşlerimiz de pay isterse, sana zırnık bile düşmez.

8- Diyojen ve Zengin Adam
Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa; ‘Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem’ der. Bu sözün üzerine Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin bir şekilde; ‘Ben çekilirim.’ der.

9- Zeki Müren ve Sana Yağı
Zeki Müren bir gün televizyonda yemek programının davetlisidir. Orada bir yemeğin tadına bakar ve aşçıya sorar:
-Siz bu yemeğin içine ne koydunuz? Çok güzel olmuş gerçekten.
Aşçı da cevap verir:
-"Sana" koydum.(Sana bildiğimiz gibi margarin)
Zeki Müren bu cevabın üzerine bozulur ama pek belli etmeden o unutulmaz cevabı verir:
- Yaa! demek öyle. Öyleyse ben de buradan Türkiye'deki diğer bütün ustalara söyleyeyim de onlar da "sana" koysun.

10- Süleyman Demirel ve Azericenin Azizliği
Süleyman Demirel’in onuruna Bakü’ de gece görkemli bir yemek veren Haydar Aliyev, Demirel için ne kadar övgüye değer söz varsa hepsini söyler.
Bu övgü dolu sözlerinin içinde Haydar Aliyev, Demirel için “pezevenk” sözcüğünü çok sık vurgular,
Azeri dilinde pezevenk sözcüğünün kelime anlamı “başarılı yetenekli anlamındadır”.
Böylesi görkemli yemekte Haydar Aliyev Süleyman gardaşım dünyanın gelmiş geçmiş en başarılı siyasi pezevenği der, kadehimi de değerli pezevenk gardaşımın ve heyetinin onuruna kaldırıyorum,diye yudumlar..
Bu sözler Demirel ve heyetinde bulunan siyasiler, gazeteciler arasında Türk heyetinde büyük gülüşmelere neden olur.
Haydar Aliyev den sonra konuşma sırası Demirel’e gelir, Demirel de devlet erkanına yakışır diplomasi bir dille konuşmasını yapar ama aklı Haydar Aliyev’in kendisini dünyanın gelmiş geçmiş en yetenekli büyük pezevenklerinden sözüne takılır;
Demirel kendine münhasır espri yeteneğiyle Haydar Aliyev’e döner “sen de az pezevenk değilsin” der.

Yorumlar

Popüler Yayınlar