DERLER Kİ UNUTMALI




İçerisine düştüğüm durumları özetleyen cümleleri,şiirleri çok seviyorum.

Benim ağız dolusu biriktirip söylemediğimi bir çırpıda kağıda döken şu cümleler.. 


Âh hele şiirler..
Bazen bu güzel cümleleri,şiirleri kurutup 
defterımın arasında saklamak ıstıyorum.

Kokuları,kendi rüzgarım estiği sürece yayılsın istiyorum pembe perdeli odama..
Kelimelerim tükendiğinde, ya da kendımı gerçekten yazamayacak kadar bitkin hissettiğimde(ruhsal olarak)
heybeme biriktirdiğim bu güzel şiirleri meydana çıkarıp,saatlerce kokluyorum.
Öyle ki yastığa başıma koyduğum vakit şiir kokusuyla dalıyorum en güzel düşlere.
Düşler büyüyor,büyüdükçe beni yerden göklere ,mutluluk ülkeme götürüyor.
O anlar hayat yaşamaya değer diyorum.
Bu güzellikler sevilmeye,doya doya koklanmaya değer..
Yine bugun gönül yorgunluğumdan mıdır bilinmez içimdeki cümleleri toparlayamadığım bir vakit;
Ali Lidar’ın Tesirsiz Parçalar Kitabında geçen cümleler zihnimde belirdi.
Hıssettıklerımı öyle güzel anlatıyor ki..
Bu güzel cümlelerin üzerine bir harf dahi yazmak haddimi aşardı diye düşündüm..


*
- Seni seviyorum dedi mi sana?

- Demedi. Ama seviyor gibiydi. Bana öyle geliyordu yani. Tamam benim gibi sevmiyordu belki ama sevecekti. Benim sevmesi için gereken her şeyi yapıyordum. Tek istediğim umudumu kırmaması ve bana biraz güvenmesiydi.

- Öyle olur mu lan? Sevmek denilen şey böyle bir şey değil. Süs bitkisi gibi ışığı suyu sağlayınca yeşertip büyütemezsin onu. Sana karışık gibi görünen şey aslında çok basit. Birini seviyorsan seversin, sevmiyorsan da sevmezsin.Bazen de ikisi birbirine karışır.

- Peki abi, sevip sevmediğini nasıl anlarsın?

- Bak o biraz karışık işte. 
Bir sevgilim vardı benim. Sürdü bir süre. Geçmiş zaman. 
Neyse bir hafta sonu beraberdik bununla. Gezdik, yedik, içtik falan. 
Sonra pazar akşamı trene bindirip uğurladım Ankara'ya. 
Trenden inince aradı hemen beni. Sanki az önce yanından ayrılmışım gibi değil de aylardır görüşmemişiz gibiydi. 
Bir ara peş peşe seni seviyorum dedi. 
Seni seviyorum 
Seni seviyorum 
Seni seviyorum…
Çok hoşuma gitti elbet. Biraz daha konuşup kapattık.

- Ee, sonra?

- Salı günü ayrıldık, yine bir telefon konuşmasıyla. Eski sevgilisi aramış bunu, buluşmuşlar. 
Sonra aslında birbirlerini unutamadıklarını fark edip tekrar denemeye karar vermişler. 
Ne deniyorlarsa artık. 
Bozuldum tabi. 
Ağladım, yalvardım, tehdit, küfür kıyamet.. 
Ama faydası olmadı tabi.

- Yani yalan mı söylemiş? 
Sevmiyor muymuş seni?

- Bilmiyorum. Başta öyle zannettim tabi. Sonra zaman geçince şöyle düşünmeye başladım. Belki o ana kadar ve öncesinde gerçekten sevmiştir beni. Hatta belki insan aynı anda iki kişiyi bile sevebiliyordur. Yani belki yalan söylememiştir. 

- Yani abi?

- Yanisi şu. Sen artık bir şey yapma. 
Bırak.
Eğer seviyorsa seviyordur. 
Sevmiyorsa da sevmiyordur. 
Üzerine gitmenin, sıkıştırmanın hiçbir faydası olmaz. Bırak. 
Sevecekse seni, sever. 
Sevmeyecekse de ne yaparsan yap sevmez. 
O yüzden hezeyana kapılıp saçmalama.

- İyi de abi, ben onu çok seviyorum.

- Biliyorum. Bakma inanmaz gibi durduğuna, bence o da biliyordur. Ama şunu unutma bu tek başına hiçbir işe yaramaz.
Eğer birini seviyorsan ve o seni sevmiyorsa bundan çok güzel kaos çıkar.
Bir sürü şiir, sağlam bir roman ve anlatacak bir sürü hikaye çıkar
Uykusuz geçen geceler, parklarda içilen şaraplar, yerli yersiz kıskançlık krizleri çıkar.
Ama sevgine karşılık çıkar mı? 
O biraz zor işte..

Ali Lidar/Tesirsiz Parçalar alıntı


İçine düştüğüm kaosu böyle güzel anlatabilirmiydim?
Şimdi değil 
Şu vakit anlatamazdım. 
Anlatsamda anlayamazdı zaten. 
Bugun bu cümlelerin bir benzerini bir arkadaşımda söyledi 
‘’Artık yeter premses sen elinden geleni yaptın.’’ 
Evet ben elimden geleni ve hatta fazlasını bile yaptım. 
Artık bu konuda kendimi biraz geri çekmeliyim diyorum. 
Ama gelin görün ki tüm bunlar yine de onun bir çift tatlı sözü ile yerle bir olabilir. 

Naparsınız işte; 

'Gönül kuşu diye bir kuş cinsi var. 
hangi dala konacağını bilemiyoruz. .' 




Yorumlar

  1. Yazılarını ürpererek okuyorum.. Daha önce okuduğun cümleler, sevdiğim şiirler, yaşadığım duygular, yazamadığım acılar.. Ben yazmadıkça sen anlatmış gibisin..

    YanıtlayınSil
  2. Duygular öyle karşılıklı ki dün gece senin yazılarını okurken aynı şeyleri hissettim.Öyle ki bir an gerçekten çok yakından tanıdığım birisi çıkacaksın gibi düşündüm.Bir çoğunu da kaldırdım bazı sebepler dolayısıyla dursaydı eminim beni anlatmışsın sen dersin

    YanıtlayınSil
  3. Bugüne has olarak kahve sınırım birden ikiye çıkınca yarın beni zorlayacak bu saatte hala ayakta olmak, zaman genişliği ortaya çıkardı geç vakitte. Yazılarınızı okumayı tamamlamak üzere konuğunuz oldum. Ama galiba bu saate denk gelmeyen daha uygun zamanlar seçmeli okunanı tam sindirmek için.

    Tek anladığım, alıntıların gölgesindeki çıkarımlar, kimseninkine eş düşemez; çünkü kimsenin koşulları kimseninkiyle birebir aynı değildir. Açık seçik bilinmeden bir şey, sanılar doğrularla örtüşebilir mi? Doğrular da sanıldığı kadar korkutucu olabilir mi?

    Canınızı sıkmayın yani. İyi akşamlar. Sevgiler.

    YanıtlayınSil
  4. İyi akşamlar.. Bu öyle eski bir yazı öyle eskimiş bir duygu ki benim için.. Tekrar hatırladım bazı şeyleri şimdi.Ama bu sefer acı ya da keder hissetmedim.Nasıl toparlanıp hayatımı şuanki mükemmel kıvama getirdiğimi gördüm bi an.Bana yeniden ne kadar güçlü olduğumu hissettirdiniz..Bin teşekkür

    YanıtlayınSil
  5. İyi akşamlar.. Bu öyle eski bir yazı öyle eskimiş bir duygu ki benim için.. Tekrar hatırladım bazı şeyleri şimdi.Ama bu sefer acı ya da keder hissetmedim.Nasıl toparlanıp hayatımı şuanki mükemmel kıvama getirdiğimi gördüm bi an.Bana yeniden ne kadar güçlü olduğumu hissettirdiniz..Bin teşekkür

    YanıtlayınSil
  6. Sevindim o zaman. Hayatınızın şu anki mükemmel kıvamından şaşması dileğiyle o halde.

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Popüler Yayınlar