BİR GIDACININ GÜNLÜĞÜ VOL : 2

Günaydınlar

Nasılsınız bakalım?

Keyfiniz,sağlığınız,huzurunuz yerindedir umarım.

Ben her zaman ki yoğun tempoda hayatı kovalıyorum.

Biraz nefes almak istediğim anlarda da buraya koşuyorum hemen.

Geçenlerde Bir Gıdacının Günlüğü ile ilgili yazımdan öyle güzel mesajlar aldım ki devam etmeye hatta her hafta yeni bir konu belirleyip yazmaya karar verdim.
(her ne kadar şu dakika itibari ile sektörden ayrılmış olsamda )

Umarım sizler de beğenirsiniz.

Bugün ki post ‘ta sizlere farkında dahi olmadığımız bir tehlikeden bahsedeceğim.

O yüzden duyduklarınız biraz canınızı sıkabilir.

Ama benim son 4 yıldır dikkat ettiğim hassas bir konu olduğu için sizleri de bu konuda bilgilendirmek istedim.

Tehlikenin adı : MSG-Mono Sodyum Glutamat …


Bu katkı maddesini ilk kez üniversitedeyken gıda katkı maddeleri dersinde duymuştum.

İçerisindeki sodyum kelimesinden pek hayırlı bir katkı maddesi olmadığını anlamıştım hemen.

Mono sodyum glutamat (MSG) yani diğer adı ile Çin tuzu.

Doğal olarak en fazla ortaya çıkan esansiyel olmayan amino asitlerden biri olan glutamik asidin sodyum tuzudur.

MSG ; tatlı, tuzlu, acı fark etmez hangi yiyecekte olursa olsun o yiyeceğin tadının beyin tarafından güzel olarak algılanmasını sağlayan bir katkı maddesidir.
hangi yiyeceğe katılırsa o yiyecek sizlere lezzetliymiş gibi gelir. 

O yüzden de gıda üreticilerinin bir çoğu MSG’yi karlı olduğu için kullanır.

Maalesef ki merdiven altı işletmeler bu katkı maddesini kullanarak maliyeti oldukça düşük üretimle bizlere çok çok çok lezzetli gıdalar sunabilmektedir.

Bu yüzden bazı gıdalar -ki özellikle cips ve hamburger tarzı fast foodlarda-yenildiği zaman size inanılmaz bir haz verir.

Hatta öyle ki bir süre sonra bağımlılık yapar.

Şunu dediğinizi duyar gibiyim,ee ne güzel işte yiyeceği yiyoruz ve beynimiz onu güzel algılıyor bunun nesi kötü ?

Kötü yanı içerisindeki nörotoksin.

Bu madde sinir hücrelerine zarar vererek,merkezi sinir sistemi tahribatı ve
buna bağlı olarak alzheimer, parkinson, huntington hastalıkları, ve sara
(epilepsi) hastalığına zemin hazırlamaktadır.

Ayrıca ; Retinal dejenerasyon (göz retina tabakası hasarı)

Yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, obezite.

Büyüme hormonu baskılanması.

Pankreas hasarı, insülinde artış, ve buna bağlı diyabet.

Böbrek ve karaciğerde ciddi hasarlar gibi etkileri de vardır.

Özellikle hazır gıdalarda aromayı arttırmak daha doğrusu üründe varolan tadı belirginleştirmek için kullanılan bu madde,cipslerde, hazır çorbalarda,hazır köfte harçlarında, et suyu tabletlerinde,dondurmalarda,salata soslarında,renkli yoğurtlar ve bulyonlarda yani özellikle yoğun baharatları gıdaların hemen hemen hepsinde kullanılmaktadır.



Madem zararlı neden kullanılıyor dediğinizi de duyar gibiyim

Küreselleşen Dünya’nın en çok ticaret alanında yoğunlaştığı bir aşikar dostlar.

Ticaret devleri çok fazla kar etmek ve büyüdükçe büyümek açgözlülüğüne kendisini öylesine kaptırdı ki insaf,merhamet duygularını bertaraf ederek ,çoçuk,genç,yaşlı dinlemeden bu ürünleri üretmeye ve bizlere al benisi olan renklerde ve janjanlı ambalajlarda
sunmaya başladı.

Bizlere sunulan (!) bu gıdalardan en fazla etkilenen grupsa şüphesiz çocuklar.

Çocuk yaşta diyaliz cihazına
bağlı yaşamaya mahkum edilenler, çok küçük yaşta şeker hastalığı ile tanışan
çocuklar, obez çocuklar, asabi çocuklar, 9-10 yaşında buluğ çağına girenler,
çeşitli nedenlerle engelli doğanlar ve bu sayının ülke nüfusunun % 12’sine
çıkması ve benzerleri.
Ve sizlerinde aklınıza gelebilen yeni hastalıklar.

Ve maalesef dahası..
hastalıkları üretenler, ilaçlarını da ihmal etmediler. 

Bu da
madalyonun diğer karlı yüzüdür.


Velhasıl dostlar;

İçerisinde msg, mono sodyum glutamat, glutamıc asıt kısaca glutamın veya glutamat bulunan gıdalardan mümkün mertebe uzak duralım.

Ve aldığımız her ürünün içindekiler kısmını okumaya ,son kullanma tarihinin uygunluğuna,kalori cetveline dikkat edelim ..

Sevgiler..


VE NOT :

Sosyal mecralarda bu katkı maddesinin zararlarının inkar edildiği paylaşımları da görmeniz mümkün.

O yüzden GİMDES'in (İslami kriterlere ve insani gereklere uygun olan ürünlerin sertifikalandırması,yani helal gıda) geçen yıllarda helal sertifikalandırma standardında kesinlikle zararlı bulduğu ve izin vermediği MSG ile ilgili görüşlerini buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

VEEEE :

Unutmadan bir soruyu'da cevaplayayım.1.günlükten sonra özellikle hangi su markasını önerirsin diye mailler aldım.
Benim yıllardır vazgeçemediğim,ph'ını uygun bulduğum ve bizzat analizini yaparak mikrobiyolojik sonuçlarını uygun gördüğüm su Hamidiye markalı sudur.
Diğer su'lar ile ilgili bir çalışmam olmadığı için ben bu markayı almaya dikkat ediyorum.

Sevgiler ..



Yorumlar

  1. Bilgiler için teşekkürler ama bir şey kafama takıldı belki biraz pimpiriklilik benimki ama ya içindekiler kısmında yazmazsa? Böyle bir olasılık var mı?

    YanıtlayınSil
  2. Kullanımı ülkemizde yasal olduğu için yazmamak gibi bir durum olmaz.

    YanıtlayınSil
  3. Hazır çorbalarda tanımıştık ilk. Poşetini açınca bir tuhaf kokardı o çorbalar. Ve çok uzun zaman önce çıkmışlardı bile. Biraz içtik belki meraktan dolayı o çorbalardan; ama sonra bir daha katiyyen :)

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Popüler Yayınlar