PULBİBER MAHALLESİNDE BİR KADIN


Şiiri ne kadar sevdiğimi uzun uzun anlatmaya gerek yok sanırım.
Bilen bilir şiir en halden anlayanımdır.

Hüzünlendirse de bana en yakın dosttur bazen.

Şiiri severim de çiçekli şiirlerin şairini sevmem mi peki ? 

Elbette ki severim ,hemde çok,belki de en çok onu severim.

Çiçekli şiirlerin şairi de kimmiş diyebilirsiniz,dersiniz de 
Çünkü çok erken gitti bu sefil dünyadan.
Duymamış olabilirsiniz bile.
Onun tabiri ile kelebek ile takas etti ömrünü.
Pek Sevgili Kadın şairimiz DİDEM MADAK
Onu farklı sevmemin elbetteki bir çok nedeni var.
Ama onu benim için diğer şairlerden ayıran -özellikle kadın şairlerden- özelliği şiirlerinde kadınlık hallerini fazlasıyla kullanması.
Yani bir Didem Madak şiiri okuyacaksanız eğer şiir içerisinde geçen ‘Haraşo örgüler’, ‘eski tül perdelerden gelinlikler’, ‘uçlarından çile damlayan yorgun çamaşırlar’, ‘kalbinin raflarına dizdiği rengarenk reçeller,‘çoktandır öksüz kalan mutfak’, ‘kalbim ucu kararmış tahta kaşık gibi’ türü benzetmeleri, imgeleri sıklıkla duyabilirsiniz.
O, kim ne derse desin aldırmadan, çiçekli şiirler yazmaya, devam etti.
Bizlere de ardından üç güzel şiir kitabını bıraktı.
Bu post'ta Pulbiber Mahallesi kitabında geçen bir kaç şiirden en beğendiğim cümleleri paylaşmak istedim.
Hepsi öyle güzel ki seçmekte zorlandım.
Diğer kitabı Ah'lar Ağacını' da başka bir şiirli günümde paylaşacağım inşallah.
Sizleri de etkileyen,çok sevdiğiniz bir şiiriniz vardır muhakkak.
Benimle şiir alışverişi yapabilirisiniz :)
Sizlere şimdilik keyifli okumalar..

Bazı yarım işleri.. 
Bazı yarım şiirleri.. 
Bazı yarım baş ağrılarıyla tamamlıyorum artık 


Bu son derece acıklı durum için ne yapabiliriz ?
elleri titreyen türkan şoray için ne yapabiliriz,
leğende çırpınıp duran balıklar için?
ay böyle tencere kapağı gibi yuvarlanırken sokakta
ortalığa çeki düzen verecek bir kadın lazım
önce acısını almak,
şerit şerit soymak, sonra bekletmek biraz tuzlu suda...
kara sularını akıtmak lazım.
bunar bizim tariflerimiz, mahallemizin
kim koklasa hayat pişirmiş bu kızları der.
dünyaya bir kadın eli değse!
şöyle ağır bir halı gibi çırpılsa
tozlar havalansa...


Beklemek üzerine felsefe kitabıydık
her şeyi bekliyoruz diyorduk
hayattan ne beklediğimizi soranlara
''her şeyi'' deyip iğrençlerimizi dişliyorduk.


Başka kavgalarda, başka kelimeler ölmesin diledim.
pandorayı bir kumaş cinsi sanırdım çocukken
annemi ziyaretten dönerken
sarılık olurdu esmer kardeşim, sarışın oldum diyerek.
ben de sarılayım, sarışın olayım isterdim.
annesi ölmüş çocuklardan tarifler bulaştı bana.
kelimeler ölsün istemem bu yüzden
tarifler sırasında beklerken
istemem içimde ezilsinler


ortam şiire acaip müsait efendimiz, 
acaip bir atmosfer yarattınız
kar yağdı, yüzümün yolları kapandı.
hayır, tuzlama çalışması yapmıyorum efendimiz.
ne bir kimseyi göresim var, ne konuşasım bir kimseyle 
hayır, insanları sevmiyorum efendimiz
çok soru soran bakkalı, işgüzar sekreteri
pantolon ağlarından dakikalar fırlayan kart zamanparaları...
hayır, hiç kimseye acımıyorum efendimiz. 
kendimi de ağlak suratımı görmemek için 
çokonat reklamına gönderdim. 
arınmadan gelmesin.


Şimdi hiç kimse yok efendimiz
şu tuzluğu elinin tersi ile itip devirecek biri
fal kapatıp bakacak biri
babazula çalacak, janis joplin dinleyecek biri 
fiillerime uygun cezayı şu kanundan bulacak biri, 
cezalandıracak ve beraat ettirecek biri,
sanığı son sözünü söylemeye teşvik edecek biri 


Lambamı dünyamın tavanına asmıştım işte
en bi tavanına.
mor ötesi ışıklı bir lamba.
kendimdeki işaretleri görebildim böylece.
böylece evde deli beslemeyin uyarılarına aldırmadan 
ve hiç korkmadan bir deli beslemekten
çamaşırların kurumasını bekledim, yemeğin pişmesini 
bebeğin doğmasını
küfrün sokaklarında lambaların yanmasını 
çimentonun donmasını
mafya babanın başımda kahkahalar atmasını
cesaretin varsa gel demelerini bekledim.
kelimelerin meczup dilenciler gibi evimde gecelemesini. 
dili kesik bir korku filmine atmıştı tanrı beni
bana reddedemeyeceğim bir teklif sunmayacak mıydı?







Yorumlar

  1. Şiir saçlı kadın, çok erken gittin. Yazılacak nice mısra varken, söylenecek onca söz.Şiirler kırgın şimdi, mısralar öylesine..Huzurla uyu melekler öpsün saçlarını..Çok teşekkürler anımsattığınız için..
    "Güçlü bir el silkeledi beni sonra
    Sanırım Tanrı’nın eliydi.
    Sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan. "Didem Madak

    YanıtlayınSil
  2. Rica ediyorum ben teşekkür ederim.
    Hiç tanışmadığımız halde yüreğimize böylesine güzel dokunan, çiçeklerin en güzelini her zaman anımsatacağım inşallah..

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Popüler Yayınlar