DÜŞÜNEN GADIN +1





"İNSAN KALBİNİ KAPTIRSA BİLE HİÇ DEĞİLSE AKLINI KORUMALI!"

Her mevsim başlangıcında içime kocaman umutlar doğuyor yaşamla ilgili.
Mevsim geçişleri yaşanırken ; yılın ilk yağmur damlaları düştüğünde ,ilk kar kendini göstermeye başladığında,güneş ilk kez sıcaklığıyla tenimi yakıp kavurduğunda ve en sevdiğim sonbaharında etrafa dökülen altın sarısı yaprakları gördüğümde ,kendimi yeniliyorum.
Yenileyip,yeni bir yaşam enerjisi ile devam ediyorum. 
Bugun de tam öyle bir hava. 
Kar taneleri düşmeye başladığı o ilk an ; şükürler olsun dedim. 
Bana yeniden sağlık ve kuvvet içinde bu mevsimi yaşatan Rabb’ime şükürler olsun. 
Yaşıyor olmak,nefes almak,aldığın nefesi hissetmek işte böyle zamanlarda değerini öyle güzel belli ediyor ki. 
Ufak şeylerden mutlu olan ben ; bir kar tanesine bir sürü hayal sığdırdım. 
Yeni hayaller ,yeni umutlar,yepyeni hedefler koydum kendıme . 
Hayal etmeyi,sonra hayallerimi bir bir gerçekleştirme gücünü de diledim. 
Sanırım Sabahattın Ali’nin de dediği gibi artık gerçekten dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insana dönüştüm. 
Kafamın içinde kurduğum bu dünyaya git gide sarılmaya , kutsallaştırmaya başladım. 
Zaten insanlar hayatlarının bir dönemlerinde içine kapanmayı bir nevi anestezi yöntemi olarak kullanmamışlarmıdır ? 
Ben sadece bunu biraz abartanlardanım dostlar. 

Bu bir çeşit anestezi 
Bir çeşit iyileşme 
Belki bir parça vazgeçiz benim için.
Dengesiz Ruh halimin kusursuz bir dengeye dönüşümü.

VE SİZLERE . . . 

Dün gece bir nefeste okuduğum Nermin Yıldırım’ın Unutma Dersleri kitabından bir bölüm paylaşmak istiyorum . 
Unutmaya dair bir çok sefer bir çok cümle yazdım.Bununla ilgili bir şeyler yazmak artık benı ıyıleştirmiyor aksine daha cok hasta ediyor.
O yuzden bunun uzerınde bır sure dusunmemeye karar verdım. 
Ama kitapta bu konu öyle güzel anlatılmış ki 
Bu da bir kısmı .. 
Keyifli Okumalar . 

(Tamamını okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.) 

"Bütün bunlar başka bir yüzyılda değil, hepi topu birkaç ay evvel, içimdeki delibozuk kadınların bir kısmı tarafından, doğal nedenlerle yaşandı. 
Sonra ben, şimdiki ben yani, başımdan geçenleri temize çekerken, her işte sahiden bir hayır olduğuna inandım. Olanda ve olacak olanda. 
Olmayanda ve ne yaparsak yapalım zinhar vuku bulmayacakta. 
Bu kadim hakikate itimat etmek, içimi tüm pencereleri sabah serinliğine açılmış salon perdeleri gibi havalandırdı. Hayatımın kalanında kafamı serin, kalbimi temiz tutmakta karar kıldım. 
Kızgın değilim. 
Kendimi de dahil ederek, biz insanların birbirimizi incitme konusundaki cömertliğine üzülüyorum sadece. Her öpücüğün ve hatta sözcüğün, emanet ettiklerimizde bir ağırlığı olduğunu unutmasak, basit meraklar uğruna başkalarının hayatlarında yangınlar çıkarmasak keşke. Ama hayatta kalmak, düştüğümüz dikenli bahçede kanayarak dolaşmak değil mi zaten? 
Sonunda öleceğini bilerek yaşamaya çalışan bütün faniler, aynı tekinsiz yolu adımlıyor. 
Neye elimizi atsak yetim, neye dokunsak tedirgin, ne yapsak eksiğiz. 
Bize vaat edilmiş bir yarın yok, ruhumuzda kelebek sancıları kanat çırpıyor. 
Fakat buradaysak, gücümüzü ve neşemizi toplayıp yaşayacağız. 
Düşe kalka, güle ağlaya, şefkatimizi kendimizden, merhametimizi birbirimizden sakınmadan, sevaplarımız, günahlarımız ve elbet hatalarımızla. 
Coşkuyla. 
Hem dünyada kalıp hem de hayattan kaçamayız. 
Bunu kendimize yapamayız. 
Hayat hata yapmaktan korkmak için çok kısa. 
Artık korkmuyorum. 

UMARIM MESAJ ALINMIŞTIR. 
SUBLİMİNAL MESAJLARI SEVERİM. 
BENIM OLAYIM BU . 




        

Yorumlar

  1. Merhabalar, blogunuzu yeni keşfettim, bana da beklerim, blog destekçi olalım

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Popüler Yayınlar